G7’nin planı Kuşak ve Yol’a alternatif olabilir mi?

Yazan yonetim
İngiltere’nin Cornwall kentinde 11-13 Haziran’da toplanan son G7 Zirvesi’nde Kuşak ve Yol Girişimi rüzgârı esti!

Sözüm ona dünyanın en fazla gelişmiş 7 ülkesi, gelişmekte olan ülkelere yardım etmek iddiasıyla ve sırf Çin tarafından önerildiği için Kuşak ve Yol Girişimi’ne (KYG) alternatif yaratmak için küresel altyapı planını başlatacağını açıkladı.

Atlantik medyası ve onun uzantılıları, ayrıca “kullanışlı aptal” yazar ve öğretim üyesi takımı anında, “G7’nin Kuşak ve Yol’u daha iyi” diye propagandaya başladılar.

CORNWALL ZİRVESİ

G7’nin Cornwall Zirvesi’ne 7 gelişmiş ülkenin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) temsilcileri ile Avustralya, Güney Afrika ve Güney Kore başkanları özel konuk olarak katıldı. Hindistan Başbakanı ise toplantıya çevrimiçi dâhil edildi.

Bilindiği gibi 7 ülkeleri, Atlantik İttifakı’nı oluşturuyor. Hepsi güvenlik ve ticaret işbirliği konusunda ortak görüşlere sahip. Aynı zamanda karşılıklı büyük ticaret ortakları. G7 ekonomilerinin toplamı dünya ekonomisinin ancak yaklaşık yarısını oluşturabiliyor.

Build Back Better World (B3W) diye anılan ve “Dahi iyi bir dünyayı yeniden inşa edelim” diye çevirebileceğimiz girişimi olarak tanıtılan bu girişim, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için 2035 yılına kadar ihtiyaç duydukları 40 trilyon ABD dolarını temin etmeye yardımcı olacak “şeffaf” bir altyapı ortaklığı diye adlandırılıyor. Oluşumun özellikle iklim, sağlık, dijital teknoloji ve cinsiyet eşitliği gibi alanlarda yatırım yapmak ve yardım sağlamak için özel sektör sermayesini harekete geçireceği varsayılıyor.

Oysa Çin’in öncülüğünde hayat bulan ve katılan ülkelerin ulusal projeleriyle gelişen Kuşak ve Yol Girişimi şu anda 100’den fazla ülkede tahmini 3,7 trilyon ABD doları değerinde 2.600’den fazla altyapı projesini yürütüyor.

İSMİNİ VEREN YOK!

“Amerika geri dönüyor” sloganıyla başkan olan Joe Biden, alternatif Kuşak-Yol oluşturma önerisinin de sahibi. Biden, ilk yurtdışı ziyaretinde Londra’da İngiltere Başbakanı Boris Jonhnson ile Kuşak ve Yol’a alternatif oluşturacaklarını ilan etmişlerdi.

Biden yönetimi G7 Zirvesi’nde, düşük ve orta gelirli ülkeler için Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” girişimiyle rekabet etmek üzere tasarlanmış bir altyapı finansman mekanizması açıkladığını duyurdu.

Ancak, hiçbir resmi görevli bu projenin ne menem bir şey olduğunu kamuoyu önüne çıkarak açıklamadı. Yapılan duyurular, hep ismi verilmeyen “üst düzey ABD hükümeti yetkilisi”ne dayandırılıyor: “Reuters’a konuşan ‘üst düzey ABD hükümeti yetkilisi,’ ABD’nin Kuşak ve Yol projesinin değer odaklı, şeffaf ve sürdürülebilir olacağını belirtti,” türünden.

Amerika’nın Sesi tarafından 12 Haziran’da yayınlanan bir rapora göre, yine üst düzey bir ABD hükümet yetkilisi şunları söyledi: “Daha kaliteli seçenekler sunarak Kuşak ve Yol girişimini yeneceğimize inanıyoruz ve ortak değerlerimizi yansıtan bir modele güveneceğiz.”

PENTAGON PROJESİ

Bu yılın Şubat ayında, eski ABD Deniz Kuvvetleri Sekreteri ve eski Senatör Jim Webb, Washington’a Kuşak ve Yol’un ABD versiyonunu başlatmayı düşünmesini tavsiye eden bir belge yayınladı. Weber, Pekin’in “Kuşak ve Yol” ile gelişmekte olan ülkelerle ekonomik ve diplomatik ilişkiler kurduğunu ve bu ülkelerin çıkarlarını koruma adı altında askeri sızma yürüttüğünü ileri sürdü.

Weber ABD’nin Çin’den daha iyisini yapabileceğine inanıyor. “ABD, sömürgeci güdüler olmadan bu alana büyük yatırımlar yapmalı ve daha güvenilir bir iş modeline dayanarak, güçlü bir şekilde ekonomileri geliştirmeye başlarsa kendi ekonomisi de iyileşir. ABD ekonomisi, küresel özgür bir toplumun gelişmesini teşvik etmiş olur.” (1)

Yine Amerikalıların, karşılarındakileri aptal durumuna düşüren aşırı özgüvenine çarpıyoruz. Balık kavağa çıkınca, ABD “sömürgeci güdülerinden” vazgeçecektir!

YAPTIKLARINIZ

YAPACAKLARINIZIN TEMİNATIDIR

“Daha iyi bir dünyayı yeniden kurma” iddiasıyla, “alternatif kuşak ve yol projesi” başlatacağını ilan edenler kim? Önce buna bakalım. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Kanada. Hepsi sömürgeci! Hepsinin eli kanlı ve insanlığa karşı suç işlemekten dosyaları kabarık.

Çin Halk Cumhuriyeti ile aralarında çok temel bir fark var. G7’nin emperyalist ülkeleri, sermayelerini zalimce sömürge, yağma ve savaşlarla biriktirdiler. Bugünkü gelişmişliklerinin temeli, Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinin yoksulluğu ve bağımlılığı var.

G7 üyelerinin her birinin ne kadar para ödemeye istekli olduğunu henüz bilmiyoruz. Ne tür projeleri destekleyecekler? ABD ne kadar ödeyecek ve “önce Amerika” için hoşgörüsünü ne ölçüde derinleştirecek?

Ayrıca, projeleri tamamlamak için hangi şirketler sorumluluk alacak? Her projeyi değerlendirmek için hangi değerlere dayalı standartlar benimsenecek? Projelerin önceden belirlenmiş siyasi koşulları olacak mı? Bilen yok.

Batılı şirketler projelerini kendi ahlaki ve çevresel standartlarına göre alacak, uygulayacak ve teslim edecek mi? Alışkan oldukları üzere rüşvet ve diğer yasadışı eylemlerde bulunacaklar mı? Kuşku çok.

MAKSAT ÇİN’İ ENGELLEMEK

Washington’un sözde yeni planı, aynı eski sömürge hikâyesinin yenilenmiş bir türüdür.

Geçen ay, Etiyopya’nın telekomünikasyon lisansları için yapılan ihaleyi, Güney Afrika şirketi MTN, Çin’in İpek Yolu Fonu ile işbirliği yaptığı için kaybetti. ABD destekli ve Vodafone liderliğindeki konsorsiyum 850 milyon dolarlık bir fiyatla kazandı. ABD, bu konsorsiyumu, Çin malı telekomünikasyon ekipmanı ve tesislerini kullanmama koşuluyla destekledi. (2)

“Temiz Yeşil Girişim” olarak adlandırılan yeni plan, Çin ve Batı arasında yoğunlaşan rekabetin arka planında yer alan plan, gelişmekte olan ülkelere Pekin’in cömertliğine daha sürdürülebilir bir alternatif ve daha az koşula bağlı bir alternatif vaat ediyor, gibi tanıtılıyor.

Asya’nın tek başına önümüzdeki on yıl içinde yeni altyapı yatırımları için yılda yaklaşık 1,7 trilyon dolara ihtiyacı olduğu öngörüsü göz önüne alındığında, Kuşak ve Yol’un ciddi bir alternatifine hayat alanı olduğunu gösteriyor. Ciddi bir rekabet olursa bundan yararlanacak gelişmekte olan ülkelerin bu girişimi memnuniyetle karşılaması da muhtemeldir.

Ancak G7 planı ciddi mi? Ortada bir kaynak olmaması en temel sorun. Sızdırılan ayrıntılar, G7’nin sadece vaatler içerdiğini gösteriyor. Bloomberg’e ismini vermeden konuşan üst düzey ABD yetkilisi planın “stratejik bir çerçeve oluşturmaya yönelik bir taahhüt” olduğunu söyledi.

Batı’nın çaptan düşmesiyle artan palavra sıkma alışkanlığı artık bir gelenek oldu! ABD, Trump döneminde sık sık alternatif KYG geliştirmekten söz etti. 2018’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’i geri püskürtmek için yeni bir fon yaratma sözü verdi, ancak Fon için yalnızca 113 milyon dolar bulmayı başarabildi!

“Mavi Nokta” girişimi olarak adlandırılan başka bir örnek, ABD, Avustralya ve Japonya ile birlikte geliştirildi. Bir tür küresel altyapı projesi. Emeklilik fonlarında biriken parayı ve diğer büyük yatırımcıları, özel sektörün öncülüğünde altyapı projelerine yatırıma yönlendirmeyi hedefliyor. Bu proje, 2019’da piyasaya sürüldü ve ilk başta neredeyse hiçbir karşılık bulamadı. Şimdi yeniden elden geçiriliyor ama hâlâ kendi parası yok!

Nihayetinde, böyle bir plan ancak siyasi irade ve siyasi iradenin harekete geçireceği mali kaynaklarla çalışabilir. Altyapı pahalıdır ve özellikle demiryolu hatları veya akıllı elektrik şebekeleri gibi sınır ötesi projeler daha pahalıdır. Eğer, bu amaç için ayrılmış kaynak bulunmuyorsa, sadece laf olarak kalır.

Batı merkezlerinde, G7’nin bu planının Batı’nın inandırıcılığını yitirmesine neden olacağı yönünde uyarılar daha fazla duyuluyor: “İyi bir oyundan bahseden ancak kaynaklar açısından çok az şey sunan G7’ninki gibi planlar, yarardan çok zarar verme riskini taşır.” (3)

SONUÇ: TAKLİT EN SAMİMİ İLTİFATTIR

Bu plan, Çin’in 5G teknolojisinin küresel gelişimini kısıtlayabilir, ancak kuşak ve Yol Girişimi’nin genişlemesini durduramaz. Çünkü güzergâh boyundaki ülkelerin kalkınmaya ve gelişmeye ihtiyacı var. KYG, onların kendi üstünlüklerini değerlendirerek gelişmesini sağlıyor ve ötesi bölgesel çekişmelerin üstesinden gelme imkanı veriyor.

Kaldı ki Çin’in ekonomik gücü ve uluslararası ilişkiler yaklaşımı KYG’yi daha da genişletme yeteneğine sahip olduğunu gösteriyor.

G7 üyeleri ve Çin arasındaki rekabet, bazı gelişmekte olan ülkelerin daha fazla seçeneğe ve daha fazla kalkınma desteğine sahip olmasını sağlayabilir. Ancak ABD, ülkeleri taraf tutmaya zorlarsa, sonuç olarak, kendisini utanç verici bir duruma sokacaktır.

Çünkü Batı ülkeleri “siyasi yardımlarını” sürdürmek için yeterli ekonomik güce sahip değil. O nedenle gelişmekte olan tüm ülkeleri ABD liderliğindeki bir dünya ekonomik sistemine dahil etmek, sadece bir yanılsamadır.

Çin, bazı Batılıların da öngördüğü gibi, gelişmiş Batı ülkelerinin eski yolunu tekrarlamadı. Aksine, Kuşak ve Yol Girişimi aracılığıyla Çin, herhangi bir siyasi koşul olmaksızın diğer gelişmekte olan ülkelere yardım etmek için kendi imkânlarını harekete geçirme fedakârlığını üstleniyor. Batının sözlüğünde ise fedakârlık sözcüğü geçmiyor.

Asıl mesele ise, ABD’nin lider olduğu Atlantik güdümündeki uluslararası sistemin yarattığı sorunları aşmak için geliştirilen Kuşak ve Yol Girişimi, katılan ülkelerin ihtiyacına karşılık verdiği için, emperyalist ülkeler onu taklit etmeye yelteniyor. Biliyoruz ki, taklit etme, taklit edilen işin çok beğenildiğine kanıttır!

Related Posts

Yorum Yap