Çin’den alınacak ‘ilim’

Yazan yonetim
Büyük peygamberimiz Hz. Muhammed’in “İlim Çin’de de olsa alınız!” diyor. (طْلُبُوا الْعِلْمَ وَلَوْ بِالصِّينِ ) İslam Devriminin önderi bilime verdiği önemi böyle dile getiriyor. Bizler bugün bu erdemli sözün gereğini yapma günlerindeyiz.

Elbette bir bilim yaratılacaksa bu gökten yere inmiyor. İnsan emeğinin, insan örgütçülüğünün, insan çabasının bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. İşte Çin mucizesinin yaratıcısı Çin Komünist Partisi (ÇKP) bugün 100 yaşına girdi

ÇKP MODERN ÇİN’İN MİMARI VE HAMALI

Yabancı orduların Çin’i çiğnediği bir yüzyıldan (1839-1949) sonra bugün Çin, hiçbir ülkenin saldırmaya cesaret edemediği son derece güçlü bir devlet haline geldi. 1949’dan sonra ülkenin kaderini artık Çin halkı belirlemeye başladı. Çin’in ulusal bağımsızlığı tamamen kazanıldı, tahkim edildi.

Dile kolay tam bir asır boyunca dünyanın en büyük devrimsel atılımı kesintisiz gerçekleşti. Çin’in 1949 devriminden bu yana yarattığı başarıları o kadar büyük ki, sadece dünyayı değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda her ilerici insanı Çin’in başarısı hakkında düşünmeye mecbur bırakıyor.

Böylesine bir değişim, “Dünyayı Sarsan 10 Gün” diye anılan Bolşeviklerin 1917 devrimi ile karşılaştırılabilir. Ekim Devrimi dünyayı dönüştürdü ve yeni bir çağ açtı. Dünyadaki mevzilenmeyi belirledi.

Bugün insanlık, benzer devasa bir gerçekle karşı karşıya. ÇKP bir yandan modern Çin’in mimarlığını yaparken öte yandan mazlum insanlığın da umudunu inşa etti.

Çin’deki sosyal ve ekonomik başarı, kelimenin tam anlamıyla, insanlık tarihinde başka hiçbir ülkede görülmemiş bir ölçektedir. Devrimci Çin, insanlık tarihinde açık ara en büyük dönüşümü gerçekleştirdi. Tarihte en fazla insanın yaşamını iyileştirme başarısını elde etti. Hem de bunu yalnızca 72 yılda, yani bir insanın ömrü kadar bir sürede yaptı. 1949’da Çin, neredeyse dünyanın en fakir ülkesiydi. Morrison’un hesaplamasına göre, sadece iki Asya ve sekiz Afrika ülkesi, Çin’den daha düşük kişi başı gelire sahipti. (1) Oysa bugün satın alma paritesine göre dünyanın en büyük ekonomisi.

Bu sadece ve hatta öncelikli olarak ekonomik bir başarı değil. En önemli sonucu insan yaşam standartlarında, yaşam beklentisinde, eğitimde, kültürde, bireyin yaşamında gerçek seçimler yapma imkânı elde etmesinde ve insan refahının sayısız diğer boyutlarında devasa gelişmeler. ÇKP, dünya nüfusunun beşte birini oluşturan 1 milyar 400 milyon insanını gelişmişlik düzeyinin üst basamaklarına taşıdı. Dünün en geri insanları sayılan Çinliler bugün en ileri yaşam standartlarına kavuşmuş durumda ve modernleşmede dünyaya örnek oluyorlar. Çin’in kapitalist ülkeleri perişan eden Kovid 19 salgınına karşı elde ettiği başarı parmak ısırttı. İnsan sağlığına birinci önceliği vermek bir devlet politikası olduğu için böyle. Nitekim iki gün önce Dünya Sağlık Örgütü Çin’e “sıtmadan arındırılmış ülke sertifikası” verdiğini duyurdu. 70 yılda, 30 milyon sıtma hastalığından Çin’de eser bırakılmadı.

Hele son olarak mutlak yoksulluk altındaki nüfusu sıfırlayarak, bin yıllık kemikleşmiş bir sorunu çözmesiyle bütün dikkatleri üzerine çekti.

ÇKP önderliğinde Çin, 1978’den beri, uluslararası sınıflandırmaya göre 853 milyon kişiyi mutlak yoksulluktan kurtardı. Çin’in bu atağı sayesinde dünyadaki her dört kişiden üçü yoksulluktan kurtuldu.

ÇİN ATILIMI, İNSANLIĞIN ATILIMI

İnsanlık tarihinde başka hiçbir ülke, ekonomik kalkınmanın faydasını dünya nüfusunun bu kadar büyük bir kısmına sunmamıştır. Modern çağda hızlı ekonomik büyüme yaşayan ilk ülke, Sanayi Devrimi sırasında İngiltere idi. Bu hızlı gelişmeden dünya nüfusunun sadece %2’si yararlandı. İç Savaş’tan sonra, ABD, dünya nüfusunun %3,2’sini etkileyen hızlı bir büyüme yaşadı. Sovyetler Birliği’nin 1929’dan sonraki hızlı büyümesi dünya nüfusunun %8,4’ünü kapsıyordu. Ancak Çin, hızlı ekonomik büyümesinin başlangıcında dünya nüfusunun %22’sini oluşturuyordu. Bu nedenle Çin’in ekonomik büyümesi, hızlı ekonomik gelişme yaşamış olan herhangi bir ülkeden neredeyse üç kat daha fazla insanlığa fayda sağlamıştır. (2)

Bugün dünya, “Çin sosyalizminin” başarısına göre mevzilenmektedir. Çin’in başarısının devasa ölçeği nedeniyle, dünyadaki her siyasal akım kendini Çin’e göre tanımlamaya mecburdur. Bu gerçek her gün daha fazla kendini hissettirecektir.

Dünya nüfusunun % 84’ü gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Eğer bu ülkeler, Çin’in başardıklarını kendi halklarına sağlayabilseydi, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunların çok büyük bir kısmı çözülmüş olacaktı. Açık olan şu ki, Çin’in gösterdiği büyük atak, insanlığın gösterdiği büyük atak olarak tarihe geçti.

YÜKSELEN ÇİN, YÜKSELEN İNSANLIK

Hangi toplumsal sistemin insanlık için bu kadar büyük bir adım atmayı sağladığını sorgulamadan geçemeyiz. Çin’in başarısı, sosyalizmin kapitalizme üstünlüğünün canlı kanıtıdır. Sosyalizm Çin’e hayat verdi. Çin de sosyalizmi geliştirdi, donattı.

Dünyadaki sol ve sosyalist partiler, Çin’in Bilimsel sosyalizmi kendi özgün koşullarını uygulama başarısını anlamak zorundadır. Bunun için kendini geliştirmezlerse, kuşkusuz insanlık tarihindeki en muazzam gerçeklerden birini anlamakta gecikmiş olacaklar.

“Ne Amerika, Ne Rusya, Ne Çin” gibi sloganlar, hem uluslararası arenada dost ile düşmanı birbirine karıştırdığı için hem de insanlığın refahı ve gelişimi açısından düşünüldüğünde saçma. İyi niyetten uzak bu yaklaşımlar, kafa karıştırmaktan da başka bir işe yaramıyor. Bazı sözüm ona “tarafsız” mahfiller ise sırf Çin atılımını gizlemek için her yola başvuruyorlar. Yükselen Çin’in Asya uygarlığını yükselttiğini ve bunun da insanlık adına bir yükseliş olduğunu görmezden geliyorlar.

Çin’in yoksulluktan kurtardığı 853 milyon insan, ABD nüfusunun iki katından, Avrupa Birliği’nin tüm nüfusundan, Latin Amerika’nın nüfusundan fazla. Böyle bir ülkeyi hangi akılla, insanlığın baş belası asalak ABD ile eşitleyebiliriz.

TÜRKİYE’YE AŞILANAN UMUT

Türkiye’nin ulusal birliğini sağlaması ve üretim devrimi yapabilmesi için Atlantik Zincirleri’nden kurtulması şarttır. Belirleyici olan iç koşullardır ancak, uluslararası cepheyi doğru kurabildiğimizde başarıyı elde edebiliriz.

Asya’da uygarlığın yükselişi, bütünsel bir zaferi müjdeliyor. Türkiye için de görevler ve sorumlulukları gündemde tutuyor. Türkiye bugüne dek, kendi evinde yangın çıkartanlardan yangının söndürmesini bekledi hep. Örneğin PKK’yı yaratan Amerika’dan, NATO’dan bölücülüğe karşı destek istedi. Sonuç hüsran oldu. Bugün durum başka bir çerçevede ve tam tersine, Türkiye, Atlantik’in yaydığı hastalıkları, belaları Çin’in lokomotifi olduğu Asya’nın yükselişinin yarattığı imkanlarla tedavi ediyor.

Çin’in yarattığı ekonomik başarı, dünya ekonomisinde pek çok kuralı değiştirmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yararına olacak şekilde yeniden tanımlanmaya başlamıştır. Türkiye için de Çin atılımı, 21. Yüzyılda kendine gelmesi ve önder roller üstlenmesi için umut aşısı oluyor.

ÇİN: HEGEMONYAYA KARŞI GÜVENCE

Batı Avrupa’da refah devletinin yaratılması, büyük ölçüde SSCB’nin faşizme karşı kazandığı zaferin ve buna bağlı olarak Batı Avrupa’ya yayılan sosyalizm korkusunun etkisiyle oluşturulmuştu. O günün dünya gelişmişliğine göre bu dev bir olaydı. Ancak, sosyalist Çin’in yarattığı insanlık koşullarındaki iyileşmeyle karşılaştırıldığında bu bile küçüktür.

Çin Halk Cumhuriyeti, kendi gerçeğine uyarladığı sosyalizmi hayata geçirirken, yakasını ABD emperyalizmine kaptırmış milletlere umut oluyor. Çin’in bu küresel ölçekteki başarısının önünü kesip gözden düşürmek isteyenler, onu emperyalist cenahta göstermek suretiyle itibarsızlaştırmaya uğraşıyorlar.

Çin’in ülke içinde ve uluslararası düzlemde uyguladığı paylaşarak gelişme çizgisi ve eşitsizliklere karşı mücadelesi, kapitalizme geri dönüşün yollarını kapatmaktadır ve hegemonyacılığa karşı mücadelede insanlık için en büyük güvencedir.

çin Halk Cumhuriyeti sosyalizmi inşada ısrar ettiği için hegemonyacı bir devlet olmayacaktır. Dahası çin, hegemonyacılığın yeryüzünden silinmesinde en büyük etken konumundadır.

SONUÇ: ‘ÇAĞDAŞ UYGARLIĞIN ÖTESİ’NE GEÇMEK İÇİN

Çin’in dersleri, Venezuela, Brezilya, Bolivya, Ekvador, Arjantin ve ilerici, sosyalist bir yol için savaşan ülkelerdekiler için olduğu kadar Türkiye için de hayati önem taşıyor. Çünkü Çin’in büyük başarısı sosyalizmin işe yaradığını gösteriyor. Bir gelecek hayali olarak değil, bugünün sorunlarına pratik bir çözüm olarak yaşam koşullarında devasa iyileştirmeler sağlıyor. Öte yandan ÇKP’nin 100 yıllık çabası sonucunda, insanlık Çin sayesinde kapitalizmin kirlettiği ahlak anlayışından da kurtuluyor. Çin’in bu büyük başarısı maddi ve manevi boyutlardaki yükselişi, Türkiye’deki antikomünizmin yalanlarını ve iftiralarının da ne kadar haksız olduğunu göstermesi bakımından çok değerlidir. Türkiye bu büyük seferberlikte Soğuk Savaşın bıraktığı psikolojik propaganda takıntılarını da geride bırakacaktır. Üreticiyi baş tacı yapma, kamuya olan güven, sosyalizme duyulan ihtiyaç daha sağlam bir zemine oturuyor. Büyük Atatürk’ün önümüze koyduğu görev “Çağdaş uygarlığın ötesine geçmek!”. Bugünün çağdaş uygarlığı ÇKP önderliğinde Asya’dan yükseliyor.

Related Posts

Yorum Yap