Çin topuğundaki dikeni çıkardı

Yazan root

Eğer ABD eyaletlerindeki ayaklanmalar olmasa, bugünlerde Trump’un Hong Kong güvenlik yasası nedeniyle Çin’e salvolarını izleyecektik. ABD, Hong Kong konusunu Birleşmiş Milletler’e de götürerek BM Güvenlik Konseyi’nin Hong Kong’la ilgili güvenlik yasasının ele alınması için toplantı düzenlenmesini istedi. Bu öneri Çin tarafından veto edildi. ABD Başkanının Çin’e bu kadar öfkelenmesine neden olan, Xi Jinping yönetiminin topuğundaki dikeni, bir cerrah ustalığıyla nizami bir şekilde çıkarması. Nasıl olduğunu açıklayalım.

HONG KONG GÜVENLİK YASASI

Çin Ulusal Halk Meclisi (UHM), 25 Mayıs Perşembe günü Hong Kong Ulusal Güvenlik Kanunu çıkarılması için oylama yaptı. Karar, 1 aleyhte, 6 çekimser oya karşılık 2878 kabul oyuyla alındı. Karanın resmi adı: Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde Güvenliğin Korunması için Yasal Sistemlerin ve Uygulama Mekanizmalarının Kurulması ve Geliştirilmesi Kararı.” UHM Daimi Komitesi bu karara dayanarak Hong Kong güvenlik yasasını hazırlayacak.

Yabancı basın ve ona uyan Türk basını, “Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası” diye adlandırıyor. Hong Kong bağımsız bir devlet değil. Burası, Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı bir özel yönetim bölgesi. Dış güvenlikte Çin’e bağlı, içişlerinde özerk bir yönetim biçimi var. Bu nedenle “tek devlet iki sistem” diye adlandırılıyor. Bağımsız devlet olmadığı için ayrı bir ulusal güvenlik yasası olması mümkün değil. Doğru adlandırma Hong Kong güvenlik yasası.

Trump, ABD’nin 1997’de Hong Kong’a ayrı bir gümrük ve seyahat bölgesi olarak verdiği tercihli politikaları kaldırmak için harekete geçeceğini ve Çin’e uygulanan yaptırımların Hong Kong’a da uygulanacağını açıkladı. Oysa, Hong Kong’da 80 binden fazla Amerikalı yaşıyor ve 1.300’den fazla Amerikan şirketi var. Hong Kong’a yaptırım uygulanırsa bundan en çok zararı ABD görecek.

Atlantik kampında büyük infiale neden olan UHM’nin kararının neleri içerdiğini birazdan ele alacağız, önce Hong Kong’un kısa tarihini hatırlayalım.

AFYON SAVAŞIYLA SÖMÜRGELEŞTİRİLDİ

6000 yıllık yerleşim bölgesi olan Hong Kong, Çin anakarasına bağlı 1100 kilometrekare genişliğinde bir yarımada. Yarımadanın bitişiğinde küçücük bir ada var. Başlangıçta onun adı Hong Kong. Ada, önce Portekizli sömürgecilerin denetimine giriyor, sonra ise İngiltere’nin. Batının emperyalist kültür ve siyasetinin yaratıcısı olan İngiltere, sömürgesi Hindistan’da yetiştirdiği afyonu zorla Çin’e satıyor, karşılığında değerli mallar alıyor. Qing hanedanlığı buna karşı çıkınca İngiliz sömürgeciler Çin’e savaş açıyor. 1842’de Birinci Afyon Savaşı’nın sonunda Qing hanedanlığı kuvvetleri Hong Kong Adası’nı terk edince ada İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgesi oluyor. İngiltere, Birinci Afyon Savaşı’yla elde ettiği “en fazla müsadeye mazhar devlet” statüsünü istismar ederek, her fırsatta Çin egemenliğini çiğneyince 1856’dan 1860’a kadar süren İkinci Afyon Savaşı’nı yürütüyor. Bu savaşta Fransa, Amerika ve Çarlık Rusya’sı da asker göndererek İngiltere’nin yanında yer alıyor. İngiliz-Fransız birlikleri başkent Pekin’e kadar varıyor. “Medeni Avrupalılar” Marko Polo’nun ziyaret ettiği ünlü “Yazlık Saray”ı yakıyorlar. 1860’da anlaşma imzalanıyor ve İngiltere yarımadayı işgal ederek bütün bölgeyi Hong Kong adı altında kendi sömürgesi yapıyor. Daha sonra 1898’de imtiyaz alanını biraz daha genişleterek bölgeyi 99 yıllığına kiralıyor.

BARIŞÇI YOLLA BİRLEŞTİ

1949 devrimiyle Çin Halk Cumhuriyeti kurulunca, İngiltere ile kiralama anlaşmasına bağlı kalıyor ve sürenin bitmesini bekliyorlar. Süre tamamlanınca Hong Kong, İngiltere ile anlaşma yapılarak 1 Temmuz 1997’de Çin’e devrediliyor. Bunun üzerine Hong Kong, özel idari bölge olarak, “tek ülke, iki sistem” ilkesine bağlı olarak ayrı yönetim ve ekonomik sistemle yönetiliyor.

Batı dünyası, 1997’de Hong Kong’un Çin’e iadesiyle sosyalizme karşı büyük başarı kazandığını varsayıyordu. Onların hesabına göre, Hong Kong’daki sistem Çin’e sirayet edecek ve bu yolla Çin anakarasına sahip olacaklardı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı: Çin, Hong Kong’u, dışa açılma politikasının önemli araçlarından biri haline getirdi. Hong Kong, Çin’e gelen yabancı sermayenin en önemli konağı durumuna yükseldi ve Çin’in dış ticaretinin en önemli kapısını oluşturdu. Dünya Ticaret Örgütü’nün koyduğu engeller Hong Kong üzerinden aşıldı. Hong Kong’un komşu olduğu Guandong eyaleti Çin’in en zengin bölgesi oldu. Çin, Hong Kong’un bitişiğine ona nispet olsun diye Shenzhen şehrini kurdu. Shenzhen sosyalist modernleşmenin simgesi yapıldı oldu. Hong Kong sakinleri, evlerini ve işlerini Shenzhen’a taşıdılar. Gündüz Hong Kong’da çalışıyor ama Shenzhen’da yaşıyorlardı. 1997’de Hong Kong’un geliri Çin’in toplam gelirinin beşte biri oranındaydı. Şimdiyse Çin’in gelirinin yüzde üçünden bile az. Şanghay ve Shenzhen borsalarının değeri Hong Kong borsasından büyük. Geçmişte Hong Kong’a özgü olan yabancı sermayeye sağlanan kolaylıklar Şanghay ve Shenzhen’da fazlasıyla var. Son olarak Pekin yönetimi geçen hafta 28 Mayıs’ta yeni bir atakla Hainan adasını Hong Kong gibi serbest bölge yapacağını ilan etti.

BATI’NIN KIŞKIRTMALARI

Hong Kong’un Çin’e devredilmesinden sonra, ABD ve İngiltere Hong Kong’u Çin’e muhalefetin yasal üssü haline getirdi. Çin’in Fethullah Gülen örgütü olarak tarif edilebilecek olan Falun Gong tarikatı 1999’da yasaklanınca yayın organı “Epoch Times” gazetesinin merkez üssü Hong Kong’ta kuruldu. Halen yayınına devam ediyor. “Epoch Times” Çin aleyhindeki her türlü komplo teorisinin ve yalanların üretilip, piyasaya sürüldüğü merkez olarak CIA’nın hizmetinde.

Pekin yönetimi Hong Kong’daki uyum bozucu şımarıklıkları uzun yıllar sineye çekti ve Hong Kong’un içişlerine karışmadı. Bu arada Hong Kong, Çin’de suç işleyenlerin sığınağı haline geldi. Çin’in sabrını zayıflık olarak değerlendiren ABD ve İngiltere’nin dış müdahale birimleri, Hong Kong’da kargaşa çıkararak, Çin’den hınç alma yolunu seçtiler. 2014’te ÇKP üyelerinin Hong Kong Meclisi’ne seçilmesini önlemek için “demokrasi istiyoruz” diye aylarca sokakları işgal ettiler. Pekin yönetimi önemsemedi ve ÇKP’li adaylar seçildi. Ancak dananın kuyruğu 2019 Haziranı’nda koptu. Hong Kong Özel Yönetimi, suçluların iadesi yasasını Hong Kong Meclisi’ne getirince, çılgınca protestolar başladı. Amerikan ve İngiliz bayraklarıyla sokak terörü uyguladılar. Hong Kong’un sözde bağımsızlığını isteyen kışkırtıcılar ateşli silah kullanmayan polise vahşice saldırıldı. Hava alanı işgal edildi ve uçuşlar engellendi. Metroların çalışması engellendi, otobüsler devrilip yakıldı, okullar boykota zorlandı. Başıbozuk takımı kendilerine karşı çıkan herkese açıktan şiddet uygulamadan geri durmadı. Çin devriminin 70. yılı kutlamalarını gölgelemek için Hong Kong’daki göstericilerle dayanışma adı altında ABD, Kanada ve Avrupa’da Çin karşıtı gösteriler düzenlendi. Hong Kong’daki terör ve anarşi koronavirüs salgınıyla hızını kesti.

GÜVENLİK YASASI NE GETİRİYOR

ABD’nin Hong Kong’daki terör eylemlerine destek vermesi, dünyayı Çin’in “tek devlet, iki sistem” ilkesini uygulamadığına ikna etmekti. Her gün Hong Kong’daki Halk Kurtuluş Ordusu Garnizonu’nun göstericilere müdahale edeceği yalanlarını yaydılar. Çin yönetimi ise, her fırsatta ayrılıkçılığı ve terörü kınadı ve Hong Kong yönetiminin provokasyonlarla sorunla baş edeceğini duyurdu.

Ardından Çin, 28 Mayıs’ta en yüksek yasama organından 23 Sayılı Kararı çıkararak sorunu yasal temelde ve kökten çözecek adımı attı.

Kararın esası şöyle:

“Hong Kong Özel Yönetimi, Merkezi Halk Hükümetine karşı işlenecek vatana ihanet, bölücülük, isyan, yıkıcılık faaliyetlerini yasaklamak veya devlet sırlarının çalınmasını önlemek için, yabancı siyasi örgütlerin veya onların uzantılarının Bölge’de siyasi faaliyette bulunmasını yasaklamak ve Bölge’nin siyasi örgütlerinin veya kuruluşlarının yabancı siyasi örgütlerle veya kurumlarla bağ kurmasını engellemek için kendi başına yasalar çıkarır.”

23 Sayılı Karar, çıkarılma amacını açıklayan bir Giriş ve 7 yükümlülük maddesinden oluşuyor.

Giriş’te amacın “Çin’in ulusal egemenlik, güvenlik ve kalkınmasını kararlılıkla muhafaza etmek, “tek devlet, iki sistem’ ilkesini koruyup geliştirmek, Hong Kong’un uzun vadeli refahını ve istikrarını korumak ve Hong Kong sakinlerinin yasal haklarını ve çıkarlarını güvence altına almak korumak” diye olarak belirleniyor. Ve Karar’ın Çin Anayasasındaki güçlü dayanaklarına işaret ediliyor.

Birinci madde Çin’in “tek devlet, iki sistem” ilkesinin ruhuna uygun, tam ve doğru bir şekilde hayata geçirilmesini uygulayacağı, Hong Kong’u yönetenin Hong Kong halkı olacağını ve yüksek derecede özerklik politikasının uygulanacağını güvenceye alıyor. Diğer altı maddede ise Çin’in ulusal güvenliğini korumak için Hong Kong özel yönetimi ve Merkezi hükümetin sorumlulukları belirleniyor.

SONUÇ: TAYVAN’IN BARIŞÇIL BİRLEŞMESİ YOLDA

ABD, Hong Kong’daki terör eylemlerini açıktan ve resmi görevlilerince destekleyerek, ÇKP’nin Çin Vatanını barışçıl yolla birleştirmesinin önüne geçeceğini hesaplıyor. Atalarımız sanki şaşkın Trump için söylemiş “Kişi başkasını kendi gibi bilirmiş!” Amerikan aklına göre, Çin, “tek devlet iki sistem” ilkesini koruyamayıp sonunda ihlal edecek. 2019’da bu zorlamanın akıl dışı boyuta taşınmasının tek nedeni Hong Kong değil. Çünkü “turpun büyüğü arkadaki heybede.” Çin, 1949’da kendinden koparılan Tayvan’ı anavatanla birleştirmek için Tayvan sakinlerine “tek devlet iki sistem” modelini öneriyor. ABD, bu modelin Hong Kong’ta işlemediğini göstererek, Tayvan halkının çoğunluğunun eğilim gösterdiği anavatanla birleşme arzusunun önüne geçebileceğini sanıyor. Xi Jinping yönetimi egemenliğini ve gelişmesini ustaca koruyarak, ABD’nin kaldırdığı taşı onun ayağına düşürdü.

Related Posts

Yorum Yap